Vermek, Çoğalmak ve Sessiz Dönüş





“Ne kadar alırsan o kadar azalırsın,

ne kadar verirsen o kadar çoğalırsın.”

Hayatın içinde bazı gerçekler vardır; ne kadar anlatılsa da kelimelere tam sığmaz. Bu da onlardan biri. Çünkü bu bir matematik değil, bir hâl meselesidir. Bir denge değil, bir niyet meselesidir.

Maddî ya da manevî…
Neyden verdiysem, eğer içinde iyi niyet varsa, eğer içinde bir karşılık hesabı yoksa, o şey bana geri döndü. Ama birebir aynı şekilde değil. Daha farklı, daha derin, daha sessiz bir yerden.

Bazen verdiğim şey para olmadı.
Bazen bir sevgi oldu.
Bazen bir sabır.
Bazen bir susuş.

Ve zamanla şunu gördüm: Sevgi verdiğinde sevgi geri gelmiyor sadece. Sevgi, sana “sevmeyi” öğretiyor. İnsanları değil sadece; hayatı, olayı, eksikliği, hatayı…
Ve en sonunda yaradılanı Yaradan’dan ötürü görmeyi.

Bu kolay bir yer değil. Çünkü insan çoğu zaman verdiklerinin karşılığını “aynı formda” bekliyor. Ama hayat aynı formda geri vermiyor. Dönüştürüyor.

Paranı verirken azaldığını sanıyorsun.
Zamanını verirken eksildiğini düşünüyorsun.
Sevgini verirken boşaldığını hissediyorsun.

Ama aslında olan şey şu:
Sen O’nun olanı yine O’na veriyorsun.
Ve buna rağmen bir şey yaptığını sanıyorsun.

İşin en sessiz gerçeği burada başlıyor:
Biz bir şey kaybetmiyoruz. Sadece dönüşüyoruz.

Yumruğa gül uzatmak…
Bunu anlamak kolay değil. Ama yapanı yücelten şey tam olarak bu. Karşılık beklemeden vermek, insanı büyütüyor. Çünkü orada artık “ben” yok, “hesap” yok, “denge kurma çabası” yok.

Sadece niyet var.

Ve niyet, görünmeyen ama her şeyi şekillendiren şeydir.

Belki de en büyük yanılgı şu:
Cebimizden bir şey çıktığını sanıyoruz.
Oysa biz sadece bize ait olmayanı geri veriyoruz.

Ve hayat, bunu fark ettiğimiz ölçüde değişiyor.

Azaldığını sandığın her şey, aslında seni çoğaltıyor.
Ama bunu ancak veren bilir.
Alan değil.


Popüler Yayınlar